Bugün…

Su birikintilerinden havaya yükselen bir keder gibi gözle görünmez, ele gelmez bir yanı vardı her şeyin. Ara sıcaklarla aramın olmadığı, soğuklara daha bir ısınık daha bir teşne olduğum hafif lila renkli zamanlardı onlar. Sonraya hiçbir şeyin kalmayacağını bilerek ayaklarımı kırdığım, tırnaklarımı yiyip bitirdiğim, koyu bir körlüğe özenip kendime yeni bir göremeyiş sipariş ettiğim zamanlar… Bir pusula bulma hevesiyle yönüme bakar olduğum zamanlardı.
Yönün,  pusulanın kendini bulmaktan öte işe yarar bir tarafının olmadığı kızılca kıyamet günler…

Bugün…
Budalaca bir adımlamayla tükettiğim yolun sonunda,  ardıma bakmama engel bir kireçlenme yaşıyor bedenim ve ben, kireçlenmemeyi becerebilmiş gözlerimle yola devam diyebiliyorum sadece.
Gözler her zaman görmek için değildir. Bazen görmemeye de yarar.
Bazen görememeye, bakamamaya hatta.  Bunu biliyorum.

Melike ŞENYÜKSEL

, ,

No comments yet.

Bir cevap yazın

Font Resize