Kaptırdım gidiyorum…

Efenim 2009 yılı film takvimim dolayısıyla geçen hafta sonu Godfather I‘i izledim. İnanılmaz bir film, her izleyişimde farklı bir tat alıyorum, her izleyişimde farklı bir film izliyorum sanki…Bir başucu kitabını tekrar tekrar okumak gibi. Çoğu arkadaşım izlediğim filmleri yeniden izlememi anlamlandıramıyorlar. Neyse bu konuya girmeyelim şimdilik, başka bir sefere belki…

sollozzo

Godfather, bulunduğu konumu, yani, tüm zamanaların en iyi filmleri sıralamasındaki üst sıralardaki yerini kesinliklikle hakeden bir başyapıt, tartışmasız… Ford Copolla‘nın en iyi filmlerinden birisi…Yalnız filmi izlerken kendimle ilgili birşey dikkatimi çekti. Ben artık filmlere baya baya kaptırıyorum kendimi. Bilen bilir özellikle karakterlere ve duygusal yoğunlukların ortaya çıktığı sahnelere yoğunlaşırım ben, ilgim artar. Bu defa ama; izleyenler ve konusunu az çok bilenler bilirler, Michael Corleone’nin polis şefi McClusky ve “The Turk” takma adlı Sollozzo ile bir rastoranda buluştukları ve Michael’ın restoranın tuvaletine önceden gizlenmiş silahı alarak McClusky ve Sollozz’yu öldürme planını hayata geçirmeye çalıştığı o meşhur sahnede, kendimi artık ne kadar kaptırdıysam Micheal’ın karakterine ve o sahnedeki heyacanı ve gerilimi Ford Copolla nasıl başarıyla yansıtabilmişse, bir ara kalbimin hızlı hızlı atmaya başladığını ve terlediğimi farkettim.

godfather

Aslında bunu yaşayan Micheal olmalıydı, yani ben öyle düşündüm, kendimi onun yerine koyma olayını fazla abarttım biraz sanırım. İyi bişey mi yapıyorum yoksa kötü bişey mi onu da bilmiyorum. Tek bildiğim bu durumdan inanılmaz haz aldığım…

, ,

No comments yet.

Bir cevap yazın

Font Resize