Ne denebilir ki?

Aşağıda Sonbaharla ilgili yazımı tekrar okuyunca ve bugün de kendisiyle ilgili az biraz bilgi vereceğim kişiyle uzun bir müddet telefonla görüşünce ve anılarımı hatırlayınca…

Bir Sonbahar’da tanıdım onu…

Daha önce o güne kadar tanıdığım hiçbir kızı ilk görüşümde bu denli etkilenmemiştim. Simsiyah düz saçları, inanılmaz güzel gözleri, minicik burnu, biçimli dudakları… Konuşması cesaret vericiydi…Yüzsüzlüğüme ve arsızlığıma neden de konuşmasından aldığım bu deli cesaretiydi sanırım…Ama anlayışla karşıladı beni yoksa telefon numarasını vermezdi herhalde…

Sahil kenarında rüzgarla savrulan saçlarının yumuşaklığını hala avuçlarımda hissediyorum. Teninin kokusu, dudaklarındaki tat…Ve benim beceriksizliğim…Hepsi hala dün gibi hatırımda…

Bugün telefonda konuşurken bol bol güldü…Daha önce böylesine güzel bir gülüş duymadım ben…Konuşurken zorlandığım zamanlarda iç ferahlatıcı sesiyle “tamam zorlama kendini!” diyerek rahatlatmaya çalıştı beni…Rahatlattı da…

Özgürlüğüne düşkün, kendi tabiriyle biraz! “şıpsevdi”, benim gibi alkolle arası da gayet iyi…

Bu kadar kısa sürede bir insandan bu derece etkilenmedim ben. Adı mı? Bu dünyalar güzeli, hayat dolu kızın adı Gamze…

No comments yet.

Bir cevap yazın

Font Resize