Beyin Avcıları – Episode I (Kıyma abi, köpeen olurum)

– Beynin sağ ön lobunun uç kısmında bir çıkıntı var gördün mü? (Kaşlarını sert bir şekilde çatarak, kızgın bir ifade ile)
– Evet.
– Bak orda bi takım sorular var? Dikkat ettin mi?
– Hımm, evet. (Anlıyormuş gibi yaparak)
– Ne  varmış mesela? Gel gel, sen de gör… Devlet nedir? Niçin vardır? Gerekli midir? Disconnectus Erectus olmak nasıl bişeydir? Oğuz ATAY atılsın mı?
Turan DURSUN’un durmak gibi bir niyeti yok, o halde durdurulsun mu?
– Cık cık cık…Zavallı!
– Ne zavallısı be!!! Ne diyorsun sen melun! (Ağzından köpükler saçarak)
– Affet kardeşim, bilemedim. (Üzgün bir ifade ile)
– Allah affetsin. Neyse, nerde kalmıştık! Heh, işte burası tamamen mahvolmuş, tedavi edilemez durumda. Doğrudan kesip atmak lazım burayı.
Neyse, bak en kötü kısmı şurası, hipotalamusun hemen altı.
– Ne var ki orda?
– Ne var olur mu yahu? Beynin en vahim bölümü burası. Nasıl göremiyorsun bunları anlayamıyorum. Tecrübesizliğine veriyorum bunları, zamanla öğreneceğini umuyorum.
– İnşallah, Allah nasip ederse…
– İnşallah…Ne varmış orda bir bakalım. Biz kimiz? Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Amacımız ne? Tanrı nedir? Din bir yanılgı mı?
Vallahi gerisine bakamayacağım, bu ne böyle içim kalktı….Bögghhg
– Gel abi bi su iç, iki satır Said Nursi oku, kendine gelirsin.
– İyiyim iyiyim Allah razı olsun senden Abdulrahim kardeşim. İşte kardeşim durum bu, bu beyin için maalesef yapabileceğimiz hiçbir şey ama hiçbir şey yok.
Yıkanamaz durumda bu artık bu beyin…
– Hangi beyin?
– Hikmet beyin. Hahah hahahahah ahh (Uzun süren bir kahkahanın ardından birden duraksar, “titre ve kendine gel Nurullah!!!”*)

* Yazarın notu

No comments yet.

Bir cevap yazın

Font Resize