Kendimi durduracak değilim

Fırat BUDACI‘ nın 20 Şubat 2008 tarihli Uykusuz dergisindeki, bu yazı ile aynı başlıklı köşesindeki yazısı…Kendisi bu yazısının hayatında yazdığı en hızlı ve özensiz yazı olduğunu söylemiş ancak yazdıkları ile benim düşündüklerim o kadar örtüşüyor ki paylaşmak istedim sizlerle. Keşke ben de Fırat gibi yazma konusunda yetenekli olabilseydim…

“‘Çok iyi insandır’ diyor. Hiç adetim değildir, ama o bahsettiği insanın neden ‘iyi biri’ olduğunu anlamak için çaktırmadan sorular soruyorum. Akşam eve gidince de maddeler halinde yazıyorum iyi insan kriterlerini: 1. Bütün doğum günlerinde ilk arayan o olurmuş. 2. Bir derdi olsa, dinler, dert ortağı olurmuş. 3. Hesabı hiç ödettirmezmiş. 4. Buluşup ayrıldıktan sonra, eve sağ sağlim varıp varmadığını kontrol etmek için mutlaka telefonla ararmış. 5. ‘Ne biliyim işte, çok candan, çok iyi yaa… Böle ne biliyim…’ miş. Maddeleri yazdıkça sinirleniyorum. Kendine dolanan birkaç yapay nezaketli davranış yüzünden adamı ‘dünyanın en iyi insanı’ (evet bu tanımı da kullandı) mertebesine çıkarıyor. İnsanevledı kendine dokunan, işine gelen, hoşuna giden davranışları, davranış sahibine ‘çok iyisin’ diye paketleyerek  geri iade etmek konusunda her zaman hevesli olmuştur. Sevgili okurlar, hesap ödettirmeyip parayla ‘iyilik’ satın alan bu insanı ben de tanıyorum. Nezaketli davranış stillerinde usta olduğunu, ama şartlar değiştiğinde o nur yüzünün, tükürükler saçan mimiklerle tanınmaz bir hale geldiğini 2 defa gördüm. Nasıl ‘öç alacağını’ tıslayarak anlatırken yanı başındaydım.

İşten ben de sevgili okurlar ‘iyi insan‘ tanımının daraltılması isteği ile size başvuruyorum. Karıncayı bile incitmez sözündeki ‘bile‘ kelimesinin kaldırılmasını istiyorum. O ‘bile’ kelimesi beni delirtiyor. Bizler, sürekli karınca sakatlayan küçük insanlarız ama o yitip giden duyarlılıkların, yeryüzünde artık nadir rastlanan yalansız dolansız ilişkilerin efendisi. ‘Bile’ kelimesiyle kuvvetlendirilmiş bir kaidenin üzerinde duran nadide bir eser. Yaşlıysa, şu haramla beslenen dünyada, onun gırtlağından bir lokma haram geçmemiştir;gençse, ‘Ben kimseye kötülük yapamıyorum’ (keşke yapabilsem gibi bir alçak gönüllülük ilavesi de var bu sözde) cümlesiyle cilalar insanlar arasındaki konumunu.

Beni yanlış anlamayın sevgili okurlar, derdim iyilikle değil benim. İyi insan olmayı, bir elbise gibi üzerine geçirip, içindeki hasedi, küçük hesapları saklayan, iyiliğin rantını yiyen kumarbazlarla. İyilik, şahitlik ister. Yapılıp denize atılan bir şey değildir. Ve bazen iyilik yapmak insanın en güzide gösteri alanıdır. Ben de yıllarca iyi bir insan olarak tanındım. Bu payeyi kaybetmeyeyim diye sinirimi, küçük hesaplarımı derinlere gömmeye gayret ettim. Küçücük bir çocukken çok sinirlendiğim bir anda bağırıp ağlayacağıma banyodaki musluk başını tüm gücümle çevirdiğimi hatırlıyorum. Bir daha açılmadı o musluk. Tesisatçı gelip, musluktaki siniri almak zorunda kaldı. ‘Kim kapattı bunu böyle’ diye sormuştu. O musluk önemlidir. O musluk, Gencebay’ın sazı, Kırmızıgül’ün kaşları, Sibel Can’ın mimikleri, Seda Sayan’ın dudakları, Tatlıses’in göz pınarları, sabah programlarında ağlayan insanların mendilleri, Nihat Doğan’ın ses kaydı ve Tuğba Özay’ın hapishane tespihiyle beraber, ‘Sürekli İyi İnsan Sinyalleri Yaymaya Çalışanlar Müzesi’ ne kaldırılmalıdır. Ve bu müzenin kapıları defalarca kilitlenip, ‘İyilik yap denize at’ sözünde bahsi geçen denize atılmalıdır. Evet, farkındayım sevgili okur, kötü benzetmeler yapıyorum. Beni bağışlayın, bu ‘çok iyi bir insandır’ lafındaki ‘iyi insan’ ları tanıdıkça, televizonlarda izledikçe, toparlanamaz, ‘ertelenmez’ duygular içerisine giriyorum ve sanırım şu an hayatımın en hızlı ve özensiz yazısını yazıyorum. Onlara buradan seslenmekten başka bir şey gelmiyor elimden:

Davudi sesiyle ‘Vita kutularında çiçek yetiştirdim’ diye şiirler okuyup, kumar masalarında basılan o şair arkadaştan; parayla iyi olabilmenin kolaylığını gani gani kullanan yardımsever ruhlu, ağlak suratlı sanatçılarımızdan; ne bulsa ağlayan ama bir yandan ‘ben imparatorum, sıksam ayağa değil kafaya sıkarım’ diyen mangal uzmanı türkücüden;eli silahlı kahramanlarına, babacan mafya görüntüsü vermeye çalışıp, bu 1000 yıllık fikirden ekmek yemeye çalışan kıt akıllı dizi senaristlerinden; birini dinlerken çok ilgiliymiş gibi ‘a-aaa’, ‘inanamıyorum’, ‘herkes biz değil ki’ gibi yapay tepkiler ve abartılı mimiklerle muhabbet yürüten insanlardan; işçilerin ağzına s..çıp sağa sola yardım amaçlı para dağıtan patronlardan; iyiliği ve yardımseverliği üye oldukları dernek yemeklerinde kahkahalarla, tıka basa yiyip içerek yürüten tüm ‘aza’lardan; dürüstlük ve doğruluk misyonunu bayrak edinmiş ve en son yoğurt reklamlarında bu misyon üzerinden nefis para kazanın o kadından; aklına hiç kötü bir şey gelmezmiş gibi sürekli iyiliğe abanan, bütün kapıların sevgi, dürüstlük ve iyilikle açılacağını dillerden eksik etmeyen ama tesadüfen haklarında bambaşka gerçekleri öğrendiğimiz, gülümsemesi sabit, kraker suratlı bir takıp ünlü şahsiyetlerden ‘iyiliğin’ yakasını bırakmalarını rica ediyorum. Herkesin iyi, dürüst, namuslu olmasından, yaşadıkları ‘kahpe dünya’da parıldayan bir yıldızmış gibi davranmalarından ve kullandıkları yapış yapış dilden usandım. Televizyonlarda sürekli sarf edilen ‘Adam gibi adam‘ lafının kaldırılmasını, ‘yürek‘ kelimesinin yasaklanmasını talep ediyorum. Hayat yorgunuymuş gibi yıkkın tavırlar sergileyen, ‘şu kirli dünya’da steril kalmış gibi, sadece iyilik, dürüstlük adına yaşarmış gibi yapan insanların ciddiye alınmamasını istiyorum. Para konusundaki hırsı sınır tanımaz ama iş lafa gelince ‘nerde o eski günler‘i ağızlarından eksik etmeyen, zanaatının vadesi dolmuş insanlara ‘hadi git eski günlere’ denmesini istiyorum. Gündelik hayatta ne b..k yerse yesin yaptıklarına hep bir haklılık payı biçen, ‘iyi insan’ olmaktan artık yakınacak derecede kendini kaybetmiş, bütün dünya onun üzerine geliyormuş gibi davranan ‘oyuncu insanlar‘ın anında terslenmelerini istiyorum. ‘Özünde iyi‘ gibi zorlama bir lafın ‘genelde kötü‘ olarak değiştirilmesini istiyorum.

‘Kim sıktı bu musluğu böyle?’ diye soran tesisatçıya, yıllar sonra ‘iyi bir insan sıktı’ diye cevap vermek istiyorum. O musluğu geri istiyorum…”

, , ,

No comments yet.

Bir Cevap Yazın

Font Resize