Kendimi tanı(yamı)yorum…

Dün gece rüyamda gördüm seni, evlerimiz yan yana. Sen yalnız yaşıyorsun, yalnızsın. Ben ise ailemle yaşıyorum ama ben de yalnızım…İkimizin yalnızlığı herhangi bir çaba gerektirmeksizin hemen anlaşılıyor, belki de en büyük ortak noktamız bu…Evde bir kedi beslediğini anımsıyorum ama ortalıkta ona dair hiçbir iz yok…Belki o da yalnızlığını sonlandırmak üzere bırakıp gitti seni diğer kedilerin peşi sıra. Ya da onu yalnızlığına ortak etmek istemedin, yüreğin elvermedi, salıverdin sokağa…

Benim ise evde beslediğim bir kedim ve bir de köpeğim var, ikisinin de tüyleri bembeyaz. Arada bir başka bir beyaz köpek görüyorum yakınlarımda ama anlamlandıramıyorum varlığını…O da beyaz tüylü!

Başka bir meslek grubuna dahil olmana rağmen, evinin önündeki “Diş Hekimi” tabelası dikkatime takılıyor. Belki de bir önceki gün Fırat BUDACI okuduğum içindir…İçindeki tüm sıkıntılarına, özlemine, unutamamışlığına rağmen tedavi için gelen insanları sıcacık gülümseyişinle karşılanıyorsun. İlgi, sevgi, mutluluk dağıtıyorsun tedavinin yanı sıra, belki de promosyon bütün bunlar. Belki de hayata bu şekilde tutunmaya çalışıyorsun, bu şekilde unutabiliyorsun hayatın kırgınlıklarını, düş kırıklıklarını, eski sevgiliyi, sevgilisizliği, ölümü…Kim bilebilir ki?

Akşam hep birlikte bir konsere gidiyoruz. Konser “ortaya bi karışık” misali, metal gruplar ağırlıklı ama “Grup Hepsi” de var. Etrafta bi dolu grunge ve underground takılan cool tipler, kızlı erkekli…Arada görüntüyü bozan tüm çocuksu masumiyetleri ile “Grup Hepsi” delisi yeğenim ve arkadaşları 🙂

Konser bitimi evlerimize dönmek üzere arabalara yöneliyoruz. Sen bizim arabaya biniyorsun, diğerlerini tercih etmiyorsun. Herhangi bir nedeni yok belki de, ortada bir tercih olduğunu ben kendi kafamdan uyduruyor da olabilirim, öyle olmasını dilediğim için. İlgiyle ilgilenilmesi hoşuma gidiyor…

Henüz yolu bile yarılamamışken inmek istediğini söylüyorsun arabanın frenlerinin iyi olmadığını öne sürerek. Arkadan bizi takip eden diğer arkadaşların tıkılı olduğu başka bir arabaya biniyorsun. Daha sonra baş başa iken arabanın radyosunun çalışmaması yüzünden arabadan indiğini söylüyorsun. (Yalnız bu bölüm de ne karışık, bunaltıcıymış. Devam edemiicem!)

Evlerimizdeyiz, yatmaya hazırlanıyorum ama seni ağlama sesinle irkiliyorum, telaşlanıyorum. Aceleyle evine geliyorum. Kapını çalıyorum, yatak odanda yarı çıplak, gözlerin ağlamaktan yorulmuş, isyan edercesine kıpkırmızı ikisi de…Yatağının hemen yanı başındaki sehpanın üzerinde “O” nun resmi. İçimden “At o resmi, unutmaya çalış artık, O nunla ilgili ne varsa gözünün önünden at hepsini!” demek geliyor, unutabilmene yardımcı olabilmek için…Yanıbaşında uyumak istiyorum, belki varlığım O’nsuz geçen gecelerinin kabuslarını tatlı rüyalara dönüştürüverir diye umarak. Beni öptüğünü anımsıyorum…

Lokantadayız, sen hemen arkamdaki masada, kız arkadaşlarınla birliktesin. Ben ise yüzünü anımsayamadığım bir arkadaşımla aynı masada karşılıklı oturmak yerine yan yanayız. Ona bakınca anlıyorum masanın karşısında bir başkası olduğunu. Dönüp masanın karşısına bakıyorum, hiçbirimizin tanımadığı bir erkek. Garson üçüncü defa “Siz ne istemiştiniz?” diye sorunca sinirlenip garsonu azarlıyorum ve siparişlerimizi yineliyorum, tanımadığımız adamınki de dahil. Belli ki daha önce sohbet etmişliğimiz var, bu görüntü aklıma sohbet sonrası girmiş olmalı. Ancak henüz tanışma fırsatı bulamamışız belli ki…

Bir süre sonra karşımızdaki adam bir peçeteye sarılmış “hap” lar çıkartıyor ve aramızda o bildik konuşma geçiyor. (Yine sıkıldım, bırakıyorum)

Rüya sonrası yatakta yarı uykulu geçen zaman:– Onlarca ses arasından hoşuna gideni seçip, diğerlerini umursamadan gülümseyebilir misin? Seçtiğin melodinin bunu yapmasına izin verebilir misin?

– Bana “sessiz” elektrik süpürgesi hediye edenin 40 yıl kölesi olurum?

– Birlikte olduğum her kadın ertesi biraz daha edebi oluyorum, yoksa edepdiz mi?

,

No comments yet.

Bir cevap yazın

Font Resize